Uzun zamandır bloguma zaman ayıramamıştım, biraz iş biraz tembellik derken yine bir sürü kartpostal birikti. Tembellik korkunç bir şey, bir kere yakalanınca insan kolay kolay kurtulamıyor pençesinden:)
Eveeettt aylar sonra ekleyeceğim ilk kart Hong Kong'dan:)
Kartpostal polaroid fotoları andırıyor ve Hong Kongdan gelmesi sizi yanıltmasin kartın üzerindeki yazılar 'Hangul' yani Korece. Ne yazdığı hakkındaysa en ufak fikrim yok:)
Umarım günün birinde kartpostallarda gördüğüm her yeri gerçekte de gezip görme imkanı bulabilirim. Şimdilik dünyayı kartpostallar sayesinde görüyorum:)
Yine sevdiğim türden bir kartpostal. Sanırım şunu bundan daha az yada daha çok seviyorum diyemiyorum çünkü kartlarımın hepsi birbirinden özel ve güzel benim için:)
Söz konusu kart kedili, Uzak Doğu'dan ve gönderilen ülkeden parçalar taşıyorsa yeme de yanında yat türündendir:)
Bu kartpostal ise ünlü Çinli ressam Xu Beihong'a ait.
Geleneksel Rus mimarisinden pencere örnekleri, harikulade bir kart ve tabi ki harika bir ev. Böyle güzel kartları ileride (daha güzel bir evim olduğunda) evimin duvarına asarak yada başka bir şekilde değerlendirmek istiyorum:)
Rusya'dan inanılmaz tatlı rengarenk matruşka bebekli bir kartpostal:)
Böyle cıvıl cıvıl kartlar almak insanı hakikaten inanılmaz derecede mutlu ediyor:)
San Antonio'dan çok güzel bir gece manzarası.. Nehir ve çevresindeki ağaçlar bana Eskişehir günlerimi hatırlattı.. Küçücük resimlerin, kokuların, yada bir kelimenin hatıraları canladırma üzerinde ne kadar büyük bir etkisi varmış..